Bazı ürünler vardır. Ne yapar eder en ucuzunu bulurum. Ör. X marka bir buzdolabı alacaksam ve boyutu, özellikleri belli ise, araştırır en ucuz neredeyse onu bulurum. Bilgisayar, Otel, Markalı ürünler ararken de böyle. Ancak bazı ürünler vardır ki "en ucuzu en kötüsü" anlamına gelir.
Örneğin; Piyasada ki en ucuz döneri yerseniz ertesi günü sizi hastane paklar. En ucuz iş gücünü ararsanız burnunuz pislikten kurtulmaz. En ucuz sigortayı da ararsanız, hasar kapıyı çaldığında karşınızda muhatap bulamazsınız... sanırdım. Ama öyle değilmiş...
Hikaye şu; Bir tanıdık vasıtası ile A...... Sigortaya sıfır model Kia Sorrento marka arabamı sigorta ettirdim. A...... sigorta en ucuz sigorta şirketi miydi? Hayır. Ama en azından "devlet gibi" bir sigorta şirketiydi . Hatta şöyle diyorlardı "kaybetmek yok!"
Kaza bu ya, bir gece yarısı Haliç köprüsünde Doblo kullanan 260 promil'li bir genç, üstelik ters yola girerek üzerime çıktı. Arabam "pert" oldu. Ayak ve el parmaklarım, kaburgam kırıldı. Mahkemeye verdiğim genç hiç bir ceza almadan bu işten yırttı.
Gelelim işin sigorta yönüne; Kaza, 2008'de gerçekleşti. 65.000TL karşılığı sigorta yenilemesinden 2 ay sonra. Yasal işlemler yaklaşık bir ay sürdü. Sonuç geldi; 40.000 TL ödeme çıkmış. Aradım derhal sigorta yetkilisini.
- Ama
beni 65.000 TL karşılığı sigorta etmiş ve "kaybetmek yok!" demiştiniz.
Oysa Sağlığımı, Vaktimi, Paramı kaybettim.
- Ama aynı araba şu anda 40.000 TL'ye alınabiliyor.
- İyi de o zaman 40.000'e göre sigorta yapsaydınız. Benden
65'e göre para aldınız
- Ama bunun bir listesi var. Ona göre prim ödüyorsunuz.
- Değiştirin kardeşim o zaman listeyi. Benden 65'e göre prim
alıp 40.000 ödemek var mı? Hadi 2 aylık yıpranma da %5 olsun. 60.000 ver. 25.000 TL'lık primi neden deve yapıyorsunuz? Ağır kriz olsa, o araba belki 5.000 TL
etmez. Yani o zaman da 5.000 TL mi vereceksiniz bana?
- İ-vet...
İvet ha. Orda kaldım. Memlekette telefonlar dinleniyor. Bir de suçlu duruma düşmeyelim. Ne içimi dökebildim ne de onları ikna edebildim.
Ancak, Haa öyle miii? dedim. İşimiz Turizm. Tur operatörüyüm. 101 ülke ile irtibatımız, acentalarımız var. Onların ülkelerinde durum nedir merak ettim. Önüme gelen her yurtdışı partnerime durumu izah eden yazılar yazdım. Sağolsunlar, büyük çoğunluğu konuyu araştırıp geri dönüş yaptı. Bu araştırmamda tek bir ülke çıkmadı ki, primin 40'ını deve yapsın.
Madem öyle, ben de oturdum 2004'te 74.000 TL'mi çaldıran G.....Bankasına karşı açtığım www.sanalbankamagdurlari.com veya beni para için ameliyat edip sigorta ve bana 450.000TL masraf çıkaran, sağlığımla oynayan A........ hastanesinin doktoruna karşı açtığım www.doktormagdurlari.com gibi bu www.sigortamagdurlari.com isimli siteyi kurdum. Hemen de kendilerine mail ettim. 3 gün sonra telefon. "Gelin alın 60.000TL'nızı" (Not: www.avukatmagdurlari.com da çok yakında geliyor.)
Böyle mi olacak bu işler? İlla halkı kazıklayacak mısınız?
Biri çıkıp da; "kardeşim, bak dünyada böyle bir sistem yok!. Yayarım internetten" deyince mi kurallarınız değişir?
Aradan seneler geçti. Duyuyorum ki çevremde hala sigorta şirketlerine, doktorlara, bankalara ve avukatlara yönelik şikayetler bitmiyor. İyisi mi dedim, şu siteleri bir uyandırayım. Kim bilir daha ne şikayetler var.
Maillerinizi bekliyorum... Her bir mailiniz, meslekten gelen "delikanlı" Sigortacı, Bankacı, Doktor, Avukat arkadaşlarımızdan oluşan komisyonda değerlendirilmektedir. Uygun görülen her şikayet, isnat edilen merciinin söz hakkı alındıktan sonra yayınlanmaktadır. Sitelerden de görüleceği üzere, açık kimliği, adresi, telefonu bulunmayan mailler değerlendirmeye alınmamaktadır.
Saygılarımla
Cem Polatoğlu
baracudacem@gmail.com
0212 2123030 pbx